Dijital teknolojinin tüm iş yapış şeklini değiştirmeye başladığını görmekteyiz. Öğrenme de bu değişiklikten çok etkilenecek ve öğrenme hızı ve verimliliği şirketin gelişim ve başarısını belirleyecek. Kurumsal şirketlerde bu kadar kritik bir önem kazanan öğrenme biriminin başında, yönetim kurulunda CLO seviyesinde sorumluluk alan yöneticileri göreceğiz.

Boston Consulting Group’un İngilizce yayınladığı bu raporu, daha geniş bir kitlenin bu yazıların içeriğinden faydalanmasını arzu ettiğim için 7 haftadır sizlerle Türkçe olarak paylaşmaktayım. Umarım sizlere faydalı olur.

Dijital teknolojiler, sadece kurumsal öğrenmenin veriliş tarzını değiştirmekle kalmayıp, çalışanların başarılı olması ve işi desteklemesi için ihtiyaç duydukları müzakere, sorun çözme, kritik düşünme gibi çeşitli becerileri belirlemesine yardımcı olur. Çalışanlara öğrenme konusunda serbestlik (otonomi) sağlamak , şirketlerin öğrenmeyi kendi içinde halleden, çevik organizasyonlar olduğuna işaret ediyorsa da liderler her kararı kolaylıkla bireysel seçime bırakmazlar. İşte tam bu noktada  devreye giren yeni teknoloji, çalışanların tek tek veya ekip olarak bir sonraki kariyer adımları/görevlerine hazır olduklarında, ne çeşit içeriği beğendikleri, iş performansı üzerinde öğrenme yolculuklarının nasıl bir etki yaratacağını belirlemek üzere şirketlere, bireysel çalışan tanısı ve granüler beceri değerlendirmeleri yapmalarını sağlar. Aynı zamanda , ihtiyaç duyulan yatırım ile ulaşılan etki arasındaki boşluğu kapatarak, bireysel veya ekip öğrenmesinin tüm şirket çıktılarına yaptığı etkiyi saptamalarını mümkün kılar.

Amerikalı perakende şirketi olan Kroger, akıllı öğrenme organizasyonu yaratmak üzere dijital teknolojiyi kullanıyor. Beceri geliştirme programlarına girecek adayları tanımlamak ve değerlendirmek için yapay zekadan güç alan çözümler sunan bir veri bilim uzmanı olan Catalyte ile ortaklık yapıyor. Bu şekilde yatırım dönüşünü en yukarı taşıyor, aynı zamanda (belge, ödül ve terfi alan) yüksek performanslı ve (özel gelişim programlarını talep eden) düşük performanslıların bilgisini içeren bir veri tabanı geliştiriyor.

Kurumsal öğrenmeyi değişik yaklaşımlarla deneyimleyen Britanya telekom şirketi Sky’ın  yöneticileri, çalışanlardan uygun zamanlı öğrenme çözümleri sunmakta geç kaldıkları geribildirimini aldılar.

Sky, yeni eğitim programlarını geliştirip mükemmelleştirene kadar iş hayatında öğrenme ihtiyaçları değişti. Bu sorunla baş etmek için eğitimi verinceye kadar ihtiyaçları olan süreyi 12 aydan 2 haftaya düşürdüler ve öğrenme çözümlerini gerçek zaman içinde yerine getirmeye başladılar, öğrenme desteği alan müdür sayısını 5 katına katladılar. Bu çabalar sadece teslimat süresini değil, öğrenme çözümlerini ölçme ve takip sürecini de değiştirdi.

Adım 5:  Kurumsal bir öğrenme alanı yaratın

Şirketlerin öğrenme hızında rekabet ettikleri, bir arada öğrenme kapasitelerinin, büyüme ve yenilikte itici güç olduğu günümüzde, bütünleşmiş kurumsal öğrenme alanı yaratmak ihtiyaç haline gelmiştir. Böyle bir öğrenme alanı, çalışanlar için bireysel , bölümler ve ekipler için işbirlikçi, tüm organizasyon için topluca öğrenmeyi şirketin misyonlarının tam ortasına, kalbine yerleştirir

Olgun bir kurumsal öğrenme alanı, her zaman gelişme fırsatları arayan yetenekli bireyler için mıknatıs gibi çekicidir. Aynı zamanda şirketlerin dışarda yüksek maliyetli yetenek aramasındansa, içerde birbiriyle rekabet eden personel yaratmasına imkan sağlar. Düzgün şekilde yönetildiğinde, kurumsal öğrenme alanı bireysel çalışanların, ekiplerin ve bölümlerin kendi öğrenmeleri için sorumluluk almalarını sağlar. Bireysel çalışanlara, ekiplere ve bölümlere bu kadar çok kontrolü devretmek acayip bir adım gibi görünebilir.

Ama dijital dünyadan aldığımız kanıtlar, çalışanlarına serbestlik (otonomi) veren şirketlerin daha hızlı öğrendiğini ve performanslarının yükseldiğini gösteriyor. Bireye güç devrettiklerinde ve onu daha güçlü kıldıklarında, fikir, görüş alışverişini ve tüm organizasyonda uzmanlaşmayı yüreklendiriyor. Kısaca bütünleşik öğrenme alanı kurumsal başarı için itici güçtür.

Bazı şirketler kurumsal öğrenme alanı yaratmanın değerini görmeye başladılar bile. Google tüm şirkette serbest öğrenme kültürünü uyguladı. Buna Googler’dan Googler’a g2g adı verilmekte. Avrupa’nın en büyük çelik şirketlerinden biri olan Vostalpine, çalışanlarını öğrenmeleri için yenilik merkezlerine yerleştirmekte, dışardan uzmanlarla fikir alışverişini desteklemekte, ilham ve yenilikçiliği işe geri getirmektedir. Benzer öğrenme alanları yaratan diğer şirketler arasında Audi, Microsoft, Über ve Arjantin’in en eski özel bankası olan BBVA’i  sayabiliriz.

KURUMSAL ÖĞRENME EKOSİSTEMİ GELİŞTİRİN

CEO’lar şüphesiz en zor dönemleri yaşıyorlar. Bazılarının şirketlerinin hayatta kalması şüpheli. Fakat ne kadar zor gözükürse gözüksün daha karlı ve amaca yönelik çözüme odaklanmalılar ve bizim görüşümüze göre öğrenmeyi işletmelerinin kalbine (merkezine) koymalılar.

Bunu iki aşamalı yaklaşımla yapabilirler. İlk önce şirkette –  performansı iyileştirmek ve rekabetsel avantaj kazanmak için öğrenmenin baş amacını bulmalılar. İkincisi beş ayrı yolla şirkette öğrenme organizasyonunu yeniden kurmalılar.

  • Öğrenmenin asıl amacıyla aynı çizgide iş stratejisi geliştirin
  • L&D fonksiyonuna radikal yeni şekil verin.
  • Beceri bazlı, ilgili eğitimi iş akışına katın
  • Teknoloji öğrenme platformlarının gücünden faydalan.
  • Entegre edilmiş öğrenme alanı yarat.

Şirketler, öğrenme organizasyonunu yeniden kurarak, kendi kurumsal öğrenme ekosistemlerini geliştirebilirler. Yüksek dijitallikte ve hiper bağlantılı dünyamızda şirket liderleri – ister şirketin içinde ya da dışında olsun- geniş bir öğrenme topluluğunun kıymetinin ne demek olduğunu anlıyorlar. Yeni ortaya çıkan ekosistemler tedarikçisi, dağıtımcısı, hükumet ajansı ve diğer katılımcılarla ürün ve hizmeti müşterilere ulaşmak için daha esnek/ gevşek şirket networkleri oluşturur.

Bu kritik bir gelişme. Şirketlerin sahip olduğu ekosistemin ne kadar geniş olduğu, o şirketlerin ilerde ne kadar gelişeceklerinin ölçüsü olacak. Önümüzdeki yazılarda, bir şirketin öğrenme ekosistemin olgunluğunu değerlendirerek, şirketin yeni güçlükler ve fırsatları karşılamaya ne kadar hazır olduğunu anlamamızın mümkün olduğunu ortaya koyacağız. Öğrenme ekosistemlerini rekabetsel avantaja dönüştüren şirketlerin sayıları az ama bunu yapabilenlerin yarının “kazanan şirketleri” olacağına eminiz.

KAYNAK : BCG ANALİZİ