“İş hayatında kadın” konusunda 1950’lerden bu yana çok ciddi bir gelişme kaydettik. Örneğin bir çok Türk ve uluslararası şirket son yıllarda iş hayatında ve basında kullanılan cinsiyetçi dile karşı kampanyalar yayınlıyor. Ancak hala, bir kaç belli başlı sektör ve iş dışında, kadınlar iş hayatında bilinçsiz bir önyargıya maruz kalıyorlar. Bu kadın çalışana karşı duyulan önyargı veya taraflılığa “bilinçsiz” denmesinin sebebi, bilinçli ve bariz yapılan cinsiyet ayrımcılığının günümüz global iş dünyasında artık kabul edilemez olmasıdır.

Breaking Through Bias: Communication Techniques for Women to Succeed at Work isimli kitapta, birbirleriye evli ve ikisi de avukat bir çift olan Andrea Kramer ve Alton Harris, kadınların iş hayatında hedefledikleri başarıya ulaşmaları için iletişim şekillerini değiştirmelerini öneriyor. İster bilinçli, ister bilinçsiz olsun tepedeki “erkek kardeşliğini” yıkmak Kramer’e göre kadınların elinde.

Araştırmalara göre kadın/erkek rollerini her ne kadar kadınlar yaratmamış olsalar da bunların devam etmesinde kadınlar önemli rol oynuyorlar. Örneğin, prestijli bir MBA programından mezun olan kadın öğrenciler, finans ya da vergi denetimi gibi erkek egemen pozisyonlar yerine, kurumsal yöneticilik gibi daha genel işlere başvuruyorlar. Bu tercihin altında erkeklerin matematikte daha güçlü oldukları veya vergi denetimi gibi yüksek baskı altında çalışılan işlerde kadınların bu baskı ile başedemeyecekleri inancı yatıyor. Yani kadınlar cinsiyet rollerine inanarak bu rollerin devam etmesine izin veriyorlar.

Eğer iş hayatında kadın/erkek alanlarının farkındaysanız ancak cinsiyetinize uygun görülen alanla sınırlı kalmayı kabul etmiyorsanız, Andrea Kramer’a kulak verin.

İş hayatında oluşturduğunuz algı çok değerlidir. İsminiz söylendiğinde beraberinde gelecek sıfatlar ve fiilleri en baştan doğru belirlemelisiniz. Eğer bir kadın olarak, iş hayatındaki cinsiyet rollerini bilerek iletişim kurarsanız, kariyerinizi başarıyla kontrol edebilir ve hedeflerinize ulaşabilirsiniz. Örneğin eğer kadınların sürekli haksız yere duygusal olarak adlandırıldığını düşünüyorsanız, bu tür bir önyargıya sahip kişiler ile iletişimlerinizde “… hissediyorum” fiili yerine “…düşünüyorum” ifadesini kullanmalısınız. Eğer kadınların zayıf görüldüğü bir iş ortamında ya da ülkedeyseniz, daha az “kusura bakmayın” demeli, daha az özür dilemeli ve kendinizden daha emin durmalısınız.

Umuyoruz ki, bir gün “iş hayatında kadın” konulu, cinsiyet temelli yazılar yazmamız gerekmeyecek. Aksine iş hayatında kadınlara oldukları gibi görünmeyi ve düşündüklerini ifade etmekten çekinmemelerini tavsiye edeceğimiz yazılar yazabileceğiz. Ancak o zamana kadar, iş hayatında bilinçsiz de olsa kadına karşı önyargının olduğu her ortamda, geleneksel cinsiyet rollerine inanmadan, ama onları bilerek hareket edin. İş hayatında kadına karşı ön yargıyı ancak bu geleneksel cinsiyet rollerini göz önünde bulundurarak oluşturacağımız iletişim şekliyle, ve bu iletişim sayesinde kazandığımız başarılar ve oluşturduğumuz örnekler ile yıkabileceğiz.